Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından başlayan yeni süreç, Türkiye’de yıllardır ertelenen çözüm ve barış arayışlarını yeniden görünür hale getirdi. Gözler devletin ve siyasi iktidarın atacağı adımlara çevrilirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis’te “Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu” kurulması yönündeki çağrısı ise sürecin seyrine dair farklı beklentileri gündeme taşıdı.

Mersin Batman İl ve İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu (DGD) Başkan Yardımcısı ve Siyasi Partiler Sözcüsü Mehmet İhsan Taş, Kürt halkının haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak, sürecin toplumsal katılımla ve samimiyetle yürütülmesi çağrısında bulundu.

ANAYASAL GÜVENCE

Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamasında sonrasında, “Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu” önerisine ilişkin çağrıya işaret eden Mehmet İhsan Taş, sürecin ancak halkla birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Taş, “STK’liler olarak bizim üzerimize düşen neyse ona katkı sunmamız gerektiğini söylüyoruz. Komisyonun kurulması ile birlikte öncelikli olarak siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini ve bu meselenin sahibi olan sayın Öcalan’ın cezaevi şartlarının değişmesi ya da serbest kalması gerektiğini düşünüyoruz. Barış elçisinin dört duvar arasında bunu yürütmesi zor olur. Halkla birlikte sürecin yürümesi gerekiyor. Anadilden tutalım, Kürt halkının hakları anayasal güvence altına alınıncaya kadar bu komisyonun güvenilir bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Kürtler artık siyasi ve diplomasi açısında gelişmiş ve rahatlıkla kendilerini ifade edebilmektedirler. Kapalı kapılar ardında değil, açık kapılar ardında bu meselenin tartışılması gerekiyor. Bir an evvel Kürt halkının haklarının anayasal güvence altına alınması için komisyonun kurulması gerekiyor” dedi.

‘ÖCALAN’A GÜVENİYORUZ’

Çatışmalı sürecin her iki tarafa da kaybettirdiğini ve barışın önemine değinen Taş, bu süreçte binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve köylerinden çıkarıldığını ifade etti. Taş, sürece hassas yaklaşılması gerektiğini belirterek, “Abdullah Öcalan’ın kardeşlik vurgusu sadece bu süreçle ilgili değil. Sayın Öcalan sürekli Kürt ve Türk halkının kardeşliğinden bahsettiğini görüyoruz. Bu dönemi biz daha farklı görüyoruz. Eskiden bireyler bazında bu meseleye yaklaşımlar vardı bugün devlet ve Öcalan arasında konuşulan bir mesele. Bu kardeşlik vurgusunda hem sayın Öcalan’a hem de bu meseleyi yürüten insanlara güveniyoruz. Umarım bu mesele barışla taçlanır. Bunu söylerken Sırrı Süreyya Önder’i unutmamak lazım. Onun mücadelesinin önünde eğiliyoruz. ‘Bu mesele çözülünceye kadar Kürdüm, çözüldükten sonra ben bir Türkmen’im, Türk’üm’ diyordu. Sırrı Süreyya Önder gibi bir insanın barışı görmeden gitmesinden kaynaklı Türkler ve Kürtlerin bu meseleyi barışla taçlandırması gerekiyor. Kürt analarından tutalım polis ve asker annelerine kadar baktığımızda her iki tarafın da yüreği yandı, gözyaşlarını döktüler. Dolayısıyla bu aileleri ikna etmek de gerekiyor” diye konuştu.

‘STK’LERİ SÜRECE DESTEK VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ’

Taş, sürece destek vermenin “tarihi bir sorumluluk” olduğunu vurgulayarak, STK’lere ve topluma çağrıda bulunarak, şöyle konuştu:

“Bedel vermiş aileler var. Kendi önderliklerine güvensinler. Bu barış sürecinin arkasında olsunlar. Barış meselesi basite alınacak bir şey değildir. Savaşlar her zaman çok basittir, barış kolay bir mesele değildir. En zoru barıştır. Katkı sunmak sizin de göreviniz. Siz bu meselenin sahibisiniz. Bu meseleye destek olmanız gerekiyor. Bizde STK’ler olarak elimizden ne gelirse, bedeli ne olursa olsun destek olacağımızın sözünü veriyoruz. Tüm STK’leri bu meseleye sahip çıkmaya, destek vermeye çağırıyoruz.”