Gever’de son 4 yılda 998 iş yerinin kapandığını söyleyen Gever Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı, “Bu tablo, artık Türkiye’nin sadece ekonomik olarak değil, sosyal ve siyasal olarak çöküşünü gösteriyor” dedi. 

Süreklileşen ekonomik kriz nedeniyle ekonomik kriz derinleşerek devam ediyor. Kürdistan’da yaşanan savaş ve ekonominin savaşa endekslenmesi giderek daha derin bir yoksulluk ve yoksunluk yaratıyor. Bu ekonomik buhrana dayanamayan esnaflar ise bir bir kepenk indiriyor. Colemêrg’in Gever (Yüksekova) Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı İrfan Sarı, son 4 yılda Gever’de 985 iş yerinin kapandığını söyledi. 

Üretimden düşülmüş bir Türkiye gerçekliğiyle karşı karşıya olduklarını söyleyen Sarı, “Bugünkü iktidarın politikaları tamamen üretim uzaklaştıran, tüketim toplumu yaratmaya yöneliktir. Doğal olarak bunun yansımaları da Kürdistan’da açık bir şekilde, bariz bir şekilde açığa çıkıyor. Şimdi bu bölgede bir kere üretimin ana maddesi, ana başlığı tarım ve hayvancılık olmalı ve politikalar bu yönde olmalı. Nihayet tüketicilerin, yani üretici sınıfın aynı zamanda tüketici sınıfı olduğunu da biliyoruz. Yani insanlar ürettiklerinin bedelini ceplerinde bulması lazım. Yalın bir deyimle ceplerindeki parayı da harcayabilmeleri gerekiyor. Ancak Türkiye’deki politikalar tarım ve hayvancılığı da bitirme noktasına getirdi. Şimdiki üreticiler günübirlik yaşamlarını idame edebilecek şeyler yapıyor. Mesela öncesi 500 koyun, 250 koyunla, 10 tane büyükbaş hayvan beslerken bugün bir süt ineği besliyor. Yani bununla günlük ihtiyacını karşılıyor” ifadelerini kullandı. 

‘ENDİŞE VERİCİ BİR MANZARA VAR’

Yine tarımsal üretimin de günlük yapıldığını ifade eden Sarı, “Tarımda buğday üreten, nohut üreten kimseler de yine kendi yıllık ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzerine yapıyor. Bunlarla ilgili destekleme programları var, ama destekleme programları biraz aslında üretimden düşürmeye yönelik, tembelleştirmeye yönelik. Şimdi buradan başlamak gerekiyor. Devletin üretim politikalarını, reel politikalarını, gerçekçi politikalarını ortaya koyabilmesi gerekiyor. Onunla birlikte yöredeki, Kürdistan’daki ve diğer bölgelerdeki bütün üreticilere, üretimin önemini ve onların üretecekleri ürünlerin pazara kavuşturulmasını sağlayabilmenin yol, yöntemlerini anlatabilmeli. Bunu anlatırsa şayet, o zaman üretici gerçekten dönecektir. Ama bugün karşılaştığımız manzara çok endişe vericidir” diye konuştu. 

‘BU TABLO BİR ÇÖKÜŞTÜR’

Devlet elini ticaretten kesmesi ve ticaret yapmaktan vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Sarı, “Eğer akaryakıtın litresi bugün 60 TL olmuşsa, 1 dolar 44 lira sayıyorsanız ya da 50 lirayı 1 euro için sayıyorsanız, bu ürkütücü bir durumdur ve artan maliyetler bunun sonucu olarak bize kadar geliyor. Un fiyatları artıyor, katkı maddelerinin fiyatı artıyor. Yine bizim toptancı halinden aldığımız ürünlerin fiyatı artıyor. Biz de kendi işletmelerimize getirdiğimiz ürünleri maalesef ona bağlı olarak yükseltip öyle satıyoruz. Aslında Türkiye’de bir ekonomik kaostan bahsedebiliriz. İnsanlar artık eskiden pazara giderken file ile alıp geldiği ürünü bugün artık küçük poşetle alıyor. Yani bir dönem ‘porsiyonlarınızı küçültün’ diyen mantık burada neredeyse dayatmaya dönüşmüş ve insanlar artık günü birlik yaşamlarından endişe eder duruma gelmiştir. Mesela son 4 yılda Gever’de bin 14 işyeri açılmış; ama buna karşılık 998 iş yeri kapanmış. Yani 4 yıl boyunca esnaf ve sanatkarlar odasındaki üye sayısı 11 artmış. Bu tablo, artık Türkiye’nin sadece ekonomik olarak değil, sosyal ve siyasal olarak çöküşünü gösteriyor” şeklinde konuştu. 

‘TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞİYOR’

İnsanların tüketim ve alışveriş alışkanlıklarını da terk etmeye başladığını ifade eden Sarı, “Ramazan ayına girdik. İnsanlar artık iftara, sahura alabildiklerinin geçmişteki o alışveriş kültürünü neredeyse terk edeceklerdir. Doğal olarak bizim işletmelerimiz de daha az bir ciroyla karşı karşıya kalacaklardır. Ve bunun sonucu olarak da kiralar, vergiler, sigorta primleri beraberinde elektrik sarfiyatını faturalarda bizim için artarak işletmelerimizin iflasına doğru götürüyor. Örneğin şimdi vergi dairesi işletmelerimizi dolaşıyor ve dolaşırken hem POS cihazlarımızı hem yazar kasalarımızı hem de kredi kartlarımızı kontrol altına alıyor. Bu bir şekilde esnafın iş yerine çökme gibi bir eylem halindedir, bir kontrol, bir denetim değil. Ve artık bizim işletmelerimize, sağlık biriminden zabıtadan, polisten gelen denetimler müşteri sayısından daha fazla. Her işletmenin aşağı yukarı haftada bir defa bir denetime tabi tutuluyor. Ama artan maliyetlere dair bir çözüm bulunamıyor” diye belirtti.  

‘DAYANMA GÜCÜMÜZ KALMADI’

Ramazan ayında halkın ekonomik sıkıntı çektiğini dile getiren Sarı şöyle devam etti: “Bizim de artık bu artan maliyetler karşısında, özellikle ve özellikle kira karşısında dayanabilme şansımız kalmadı. Buna yönelik biz devletinle ilgili birimlerine sesleniyoruz; bunlara biz çözüm bulunsun. Aksi halde Gever yakın bir geçmişte, yakın bir gelecekte esnafı ve sanatkarı olmayan bir yer haline gelebilir. Ama yine de biz artan o maliyetlere karşı da kendi yerel birimlerimizle görüşüp, çarşı merkezlerinin dışındaki yerleri de cazibe merkezleri haline getirip, ekstra sokaklar açıp oralarda da işletmelerin açılmasına, merkezdeki kira artışlarını bu vesileyle biraz önlemiş olacağız.”

MA